Hakemli • Açık Erişim • Bilimsel Yayın ISSN 2148-5518

DOI: 10.17121/ressjournal.3734

"YAPAY ZEKÂ" VE "BEN" KAVRAMI: FELSEFİ BİR ÇÖZÜMLEME

Route Education and Social Science Journal

Özet

Bu makale yapay zeka ile insan zihni arasındaki felsefi uçurumu incelemektedir.
Önce temel kavramları (zeka, bilinç, akıl, irade, zevk ve acı) açıklığa kavuşturur
ve zihinsel işlevsellikteki rollerini açıklar. Daha sonra tartışma, yapay zekanın bu
kapasiteleri ne kadar taklit edebileceğini değerlendiriyor. John Searle'ün Çin
Odası deneyi, sembol manipülasyonunun anlayış olmadan da doğru çıktılar
üretebileceğini gösteriyor. Hubert Dreyfus, gerçek uzmanlığın; biçimsel kuralları
aşan sezgi, bedenlenme ve bağlam duyarlılığına dayandığını savunur. David
Chalmers'ın "zor sorun"u, öznel deneyimin (qualia) salt hesaplamalı açıklamalara
neden direndiğini vurgular. Thomas Metzinger'in öz-model teorisi, bilincin
öznenin içsel bir modelini varsaydığını ileri sürer. Daniel Dennett, karmaşık
davranışları niyetsel duruş üzerinden yorumlarken, toplumsal güveni zedeleyen"sahte insanlar" konusunda uyarıda bulunur.Metin ayrıca hayvanlar ile insanları
karşılaştırıyor ve Kant'ın özgürlüğün nedenselliği düşüncesinden yola çıkarak
iradeyi ahlaki sorumluluğa bağlıyor. Dil ve sembolik düşünce, çocukluk
döneminde ortaya çıkan zihin kuramı ile birlikte niteliksel bir fark yaratır; yapay
zeka hız ve örüntü tanıma yeteneği gösterse de yaşanmış perspektiften,
öznellikten ve anlamdan yoksundur. Sonuç olarak, hesaplama becerisi ile
anlayış arasındaki uçurum devam etmektedir. Bu nedenle insan zihninin ayırt
edici özelliği yalnızca bilişsel değil, aynı zamanda varoluşsaldır. İleri düzey yapay
zeka sistemlerini değerlendirirken gelecekteki araştırmalar ve yönetim
yaklaşımları bilinç, irade ve etik konularına odaklanmalıdır.

Abstract

This article examines the philosophical gap between artificial intelligence and the
human mind. It first clarifies core notions—intelligence, consciousness, reason,
will, pleasure, and pain—and explains their roles in mental functioning. The
discussion then assesses how far AI can emulate these capacities. John Searle’s
Chinese Room suggests that symbol manipulation can yield correct outputs
without understanding. Hubert Dreyfus argues that genuine expertise relies on
intuition, embodiment, and context sensitivity, which exceed formal rules. David
Chalmers’s “hard problem” highlights why subjective experience (qualia) resists
purely computational accounts. Thomas Metzinger’s self‑model theory claims
that consciousness presupposes an internal model of the subject. Daniel Dennett
interprets complex behavior via the intentional stance yet warns about
“counterfeit people” eroding social trust. The text also contrasts animals and
humans and, drawing on Kant’s causality of freedom, anchors will in moral
responsibility. Language and symbolic thought, together with the childhood
emergence of theory of mind, mark a qualitative difference; although AI displays
speed and pattern recognition, it lacks lived perspective, selfhood, and meaning.
Consequently, the gap between computational prowess and understanding
remains. The distinctiveness of the human mind is therefore not merely cognitive
but existential. Future research and governance should address consciousness,
agency, and ethics when evaluating advanced AI systems.

Yazarlar

Ahmet Kavlak

Anahtar Kelimeler

Yapay zeka, felsefe, benlik, bilinç, irade.

Yayın Bilgileri

Yayın Tarihi
10 Temmuz 2026
Gönderim Tarihi
4 Temmuz 2026
Cilt
13
Sayı
4
Yıl
2026
Sayfa
20-38
Dil
Türkçe
Durum
Yayınlandı
Görüntülenme
4
İndirme
2
DOI
10.17121/ressjournal.3734

Dosyalar

PDF indir

Atıf ve İndeksleme Bilgileri

Bu bilgiler akademik indeksler, atıf yöneticileri ve sosyal medya paylaşım araçları için hazırlanmıştır.

PDF URL: https://ressjournal.com/public/galley-download.php?id=4793

X Facebook LinkedIn WhatsApp E-posta