Özet
İslam tarihinde, Hz. Peygamber’in vefatını müteakip baş gösteren siyasi ve itikadî
ihtilaflar, Müslümanlar arasında köklü bir ayrışma sürecini tetiklemiştir. Bu
parçalanma; dinin anlaşılma ve uygulanma biçimleri üzerindeki temel belirleyici
unsurlar olarak fıkhi ve itikadî ekollerin doğuşuna zemin hazırlamıştır. Tarihsel
süreçte siyasi iktidarlarla bazen ittifak kuran bazen de onlara muhalif bir duruş
sergileyen bu mezheplerden Şia; Fâtımîler, Büveyhîler ve İlhanlılar kanalıyla
kurumsal bir güç kazanmıştır. Safevî Devleti’nin tarih sahnesine çıkışı ise
özellikle İmamiyye Şiiliği için hem teolojik hem de siyasal açıdan dönüm noktası
olmuştur. Hâkimiyet alanındaki nüfusu baskı yoluyla Şiileştirme politikası güden
Safeviler, Anadolu’ya yönelik müdahaleleri neticesinde Osmanlı Devleti’nin en
ciddi bölgesel rakibi haline gelmiştir. Osmanlı yönetimi, Safevî yayılmacılığını
engellemek amacıyla askerî ve siyasi stratejilerin yanı sıra ilmi bir savunma
mekanizması da geliştirmiştir. Bu kapsamda Safevilere karşı kaleme alınan
reddiyeler, tarihî metinler, şiirler, belgeler ve cihat fetvaları Osmanlı literatüründe
geniş yer bulmuştur. Safevilere yönelik eleştirilerin hukuki zeminini oluşturan
fetvalar, bu mücadelenin en somut yansımasıdır. Çaldıran Savaşı öncesi
verilmeye başlanan ve 16. yüzyıl boyunca ivme kazanan bu hukuki belgeler,
Osmanlı bürokrasisinin ve ulemasının Safevî/Kızılbaş algısını çözümlemek adına
kritik kaynaklardır. Mevcut literatürde söz konusu fetvaları konu edinen
çalışmalar bulunmakla birlikte, bunların büyük çoğunluğu ya tekil metinlere
odaklanmış ya da konuyu bütüncül bir yaklaşımla ele almaktan uzak kalmıştır.
Dolayısıyla bu çalışma, 16. asırda verilen fetvaları; telif edildikleri toplumsal
bağlamı ve mezhepsel referansları göz ardı etmeden analiz etmeyi amaçlamıştır.
Nureddin Sarıgörez Efendi (ö. 928/1522), Kemalpaşazade (ö. 940/1534), Ali bin
Abdülkerim ve Ebussuud Efendi (ö. 982/1574) gibi önde gelen alim ve bürokrat
isimler tarafından verilen bu fetvalar, ağırlıkla Hanefî Fetâvâ literatüründen
çeşitli görüşlere ve yer yer diğer Sünnî fıkıh mezheplerine dayanarak Osmanlı’nın
Safevilere karşı cihadını meşrulaştırmıştır. Bunun yanında Safevilerin inanç ve
fiilleri sebebiyle küfürlerinde şüphe olmadığı, yurtlarının daru’l-harp, onlarla
yapılan savaşın diğer din düşmanlarıyla yapılan savaş gibi olduğu ve
hükümlerinin mürted hükmünde olduğu vurgulanmıştır.
Abstract
In Islamic history, the political and doctrinal disputes that arose following the
death of the Prophet Muhammad triggered a profound process of division among
Muslims. This fragmentation paved the way for the emergence of schools of
jurisprudence and theology as fundamental determinants of how religion is
understood and practiced. Among these sects, which sometimes allied themselves
with political powers and sometimes opposed them throughout history, Shia
Islam gained institutional power through the Fatimids, Buyids, and Ilkhanids.
The emergence of the Safavid State, however, was a turning point for Imami Shia
Islam, both theologically and politically. Pursuing a policy of Shia conversion
through coercion, the Safavids became the most serious regional rival of the
Ottoman Empire as a result of their interventions in Anatolia. To counter Safavid
expansionism, the Ottoman administration developed not only military and
political strategies but also an intellectual defense mechanism. In this context,
refutations written against the Safavids, historical texts, poems, documents, and
jihad fatwas have found extensive space in Ottoman literature. The fatwas, which
formed the legal basis for criticisms of the Safavids, are the most concrete
reflection of this struggle. These legal documents, which began to be issued before
the Battle of Chaldiran and gained momentum throughout the 16th century, are
critical sources for understanding the perception of the Safavids/Qizilbash by the
Ottoman bureaucracy and ulema. While there are studies in the existing
literature that address these fatwas, the vast majority of them either focus on
individual texts or fail to address the subject with a holistic approach. Therefore,
this study aims to analyze the fatwas issued in the 16th century without
disregarding their social context and sectarian references. These fatwas, issued
by prominent scholars and bureaucrats such as Nureddin Sarıgörez Efendi (d.
928/1522), Kemalpaşazade (d. 940/1534), Ali bin Abdülkerim, and Ebussuud
Efendi (d. 982/1574), primarily relied on various opinions from the Hanafi fatwa
literature and, to some extent, other Sunni schools of jurisprudence, legitimizing
the Ottoman jihad against the Safavids. Furthermore, it was emphasized that the
Safavids' beliefs and actions left no doubt about their disbelief, that their land was Dar al-Harb (land of war), that the war against them was like a war against
other enemies of religion, and that their actions were considered apostasy.
Yazarlar
Ahmet Bedri Yavuz
Anahtar Kelimeler
İslam Mezhepleri Tarihi, Osmanlı, Safevî, Ehl-i Sünnet, Şia, Fetva
Yayın Bilgileri
- Yayın Tarihi
- 10 Temmuz 2026
- Gönderim Tarihi
- 31 Mayıs 2026
- Cilt
- 13
- Sayı
- 3
- Yıl
- 2026
- Sayfa
- 32-40
- Dil
- Türkçe
- Durum
- Yayınlandı
- Görüntülenme
- 1
- İndirme
- 0
Dosyalar
Atıf ve İndeksleme Bilgileri
Bu bilgiler akademik indeksler, atıf yöneticileri ve sosyal medya paylaşım araçları için hazırlanmıştır.
PDF URL: https://ressjournal.com/public/galley-download.php?id=4791